Kardeşler Giyim  
 
  Ölüm Üzerine Düşünceler 01.03.2017 19:54 (UTC)
   
 
 

Ölüm Üzerine Düşünceler

 

 

 

Giriş

İnsanın anlam arayışında, çözmekte en fazla zorluk yaşadığı alanlardan birisi ölümdür. Ölüm, insanın hiç aklına getirmediği, belki de getirmek istediği bir gerçekliktir. Dünyanın en önemli gerçeğidir. Necip Fazıl’ın

"Ölüm güzel şey; budur perde ardından haber

Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?"

Mısralarıyla anlattığı ölüm gerçeği, bir insanın sürekli karşı karşıya kalacağı bir hakikat olarak karşımızda durmaktadır.

İnsan bilinmeyenden nefret eden, ondan kaçan bir varlık olarak ölümden, ölüm düşüncesinden her zaman kaçınmıştır. Belki bu yüzden olacak ölümsüzlük fikri çoğu zaman insanlarda, bir merak, bir heyecan olarak yer etmiştir. Ancak bu imkansızdır. Nitekim yüce Allah “Her nefis ölümü tadacaktır” (Al-i İmran, 3/185) buyurarak, yeryüzündeki her canlının öleceğini açıkça bildirmektedir. Her canlı, dolayısıyla canlılardan biri olarak insan da ölecektir. Fakat bu hakikat insanın hatırlamadığı en önemli gerçeğidir.

İnsan ölümü hatırlamaz. Çünkü o, dünyanın günlük meşgaleleri karşısında, kimi zaman geçim derdi, kimi zaman zevkü safa, kimi zaman dünyevi ihtiyaçları sebebiyle ölümü unutmuştur. Bütün bu sayılanlar onu dünyaya bağlayan ve dolayısıyla gerçek hayattan, ölüm sonrası hayattan, ahiretten uzaklaştıran unsurlardır. İnsan dünyaya bağlandıkça ahireti unutur. Halbuki ahiret bir Müslüman için, Allah’a imandan sonra inanması gereken ikinci temel ilkedir. Ölüm ise ahireti hatırlatır, insanı dünyadan, dünya zevklerinden uzaklaştırır, Allah’a yaklaştırır. O yüzden Peygamberimiz “Kabirleri ziyaret ediniz, çünkü kabirler ve ölüm Allah'ı hatırlatır” buyurmaktadır.

Ölüm Nedir?

İslâm düşüncesinde ölüm telakkisini tanımlayan birkaç ilim vardır. Akaid, fıkıh, Kelam, tasavvuf bunlardan bazılarıdır. Fıkha göre ölüm, kişinin dünya ile ilgili hukuki sorumluluğunun sona ermesi demektir. Kelam ölümü ve ölüm sonrasını uzun uzadıya tartışır. Akaid ölümün yeryüzündeki yegane hakikat olduğunu ispatlamaya çalışır. Tasavvuf ise ölümü, ölümsüz hayatın başlangıcı olarak görür. Bütün bu bilimlerin ölüm telakkileri ölümü bir yönüyle tanımlayan anlayışlar olsa bile, ölümün gerçek anlamını ölmeden bilmemiz mümkün değildir.

Kur’an’da Ölümle İlgili ayetler

Kur’an-ı Kerim’in ölüm kavramı hakkındaki verilerini incelersek; kafirlerin ölümü korkulacak bir şey olarak gördüklerini (Bakara, 2/19); ölümden sonra dirilmeyi (Bakara, 2/56; 259; Hud, 11/7; Ankebut, 29/19; Buruc, 85/13); ehl-i kitabı ölümü temenni etmek konusunda Peygamber karşısında samimi olamayacakları meydan okumasını (Bakara, 2/94-95; Münafikun, 63/6-7); ölümün hukuki (fıkhi) boyutlarını (Bakara, 2/180; Maide, 5/106); ölüm korkusunu (Bakara, 2/243); insanların ölümünün Allah'ın bilgisi haricinde olmayacağını ve ölüm zamanını Allah'ın bildiğini (Al-i İmran, 3/145; En’am, 6/2; Vakıa, 56/60; Münafikun, 63/11); her canlı ve insanın öleceğini (Al-i İmran, 3/168; 185; Nisa, 4/78; İbrahim, 14/17; Enbiya, 21/35; Ankebut, 29/57); ölüm anı gelmeden önce insanın yaptıklarından dolayı tevbe etmesi ve bolca hayır işlemesi gerekliliği (Nisa, 4/18; Münafikun, 63/10); Allah yolunda hicret edenlerin ölmeleri halinde mükafatlarının Allah tarafından verileceği (Nisa, 4/100); ölüm meleklerini (En’am, 6/61, 93; Secde, 32/11); insanın öleceği vakte kadar Allah’a ibadet etmesi gerekliliğini (Hicr, 15/99); ölümün çeşitli sıkıntıları olduğunu (İsra, 17/75; Ahzab, 33/19; Muhammed, 47/20; Kaf, 50/19); salih amellerin ölümsüz olduğunu (Kehf, 18/46); Allah'ın ölümsüz olduğunu (Furkan, 25/58); ölümden kaçış olmayacağını (Ahzab, 33/16); ölümün sadece bu dünyada olduğunu, ahirette olmadığını (Saffat, 37/58-59; Vakıa, 56/17; İnsan, 76/19; Duhan, 44/56); ölenin canının / ruhunun Allah katında tutulduğunu (Zümer, 39/42); ölümün ve hayatın insanları imtihan etmek için yaratılmış olduğunu (Mülk, 67/2) görürüz.

Kur’an’ın ölüm hakkındaki verileri, ölümün kaçınılmazlığını gösterdiği gibi, bir son olmadığına da işaret etmektedir. Yani Kur’an ölümden sonraki hayatın varlığını açıkça dile getirmektedir. Kur’an’a göre ölüm bir son değil, sonun başlangıcıdır ve ölümden sonra artık yeniden ölüm yoktur. Yani bu dünya hayatını tamamlayarak ölen kimseler, artık ahiret aleminde yaşamaya geçerler ve orada ölüm yoktur. Eğer bu dünyada yapmış olduğu işlerin karşılığı cennet ise ölümsüz olarak, ebedi bir biçimde cennette kalacaktır, yok eğer cehennem ise orada ebedi kalacaktır.

Burada akla şöyle bir soru gelmektedir: Allah’a ve ahirete iman ederek Müslüman olmasına rağmen, dünyada cenneti kazanamayan kimselerde mi cehennemde ebedi kalacaklardır?

Kelam ve akaid alimleri bu konu hakkında, kalbinde iman olan kimselerin cehennemde ebedi kalmayacaklarını, dünyada yaptıkları kötü işlerin cezasını çektikten sonra cennete gireceklerini söylemektedirler. Ama nasıl olsa sonuçta cennete girecekmişiz gibi bir anlayışla bu dünyada cenneti kazanmak için gayret sarfetmeyenlere benim önerim ellerini yanan mumun ateşine tutmaları olacaktır. Bakalım dayanabilecekler mi?

Ölümle İlgili Hadisler

Hadislerde de Peygamberimizin ölüm konusu üzerinde durduğunu görmekteyiz. Bir insan için en büyük ibretin ölüm olduğunu dile getiren hadisler pek çoktur.

Lezzetleri acılaştıran ölümü çokça hatırlayınız.” hadisi, bize ölümün acı yüzünü ifade eden güzel bir örnektir. Peygamberimiz bu hadisiyle, dünya lezzetlerinin çekiciliğine rağmen, ölümün onları tadını kaşırdığını dile getirerek, ahiret lezzetleine yönlememiz gerektiğini hatırlatmaktadır.

İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar.” Bu hadis ise, yukarıda geçen “öldükten sonra dirileceksiniz” (Bakara, 2/56) ayetinin peygamber diliyle söylenmiş şeklidir. Bu ayetin iki şekilde anlaşılması mümkündür. Birincisi: İnsanların öldükten sonra, belirli bir zamanda yeniden diriltileceğidir. İkincisi ise: Bu dünyanın gerçek olmadığı, insanların ancak öldükten sonra gerçek hayata gözlerini açağıdır. İşte peygamberimizin bu hadisi, bu ayetin ikinci anlamda olduğuna işaret etmektedir.

Ölümle ilgili daha pek çok hadis olmasına rağmen, sadece bu ikisi bile, ölüm konusunda peygamberimizin tutumunu yansıtmaya yetmektedir. Peygamberimiz bizlere, ölümü hatırlayarak hareket etmeyi, böylece dünyaya bağlanıp kalmayacağımızı telkin etmektedir.

Bir başka hadis-i şerifte Resulullah (sav) şöyle buyurur: "Ölüp de pişman olmayan yoktur, mutlaka herkes nedamet duyar: İyi yolda olan hayrını daha çok artırmadığı için pişman olur, nedamet duyar. Kötü yolda olan da nefsini kötülükten çekip almadığına pişman olur, nedamet duyar."

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir insan ölünce üç kişi hariç herkesin ameli kesilir: Sadaka-i cariyi (bırakan), veya istifade edilen bir ilim (bırakan) veya kendine dua edecek salih evlat (bırakan)."

Son iki hadis kişinin ölmeden evvel ölüme nasıl hazırlanması gerktiğine işaret etmektedirler.

Müslüman cenneti dünyada kazanır

Ölüm hak ve kaçınılmaz olduğuna göre ve öldükten sonra ahirette insanların bu dünyada yapıp etmelerinden hesaba çekilmeleri söz konusu olduğuna göre; bir müslümanın hesabını ölmeden önce yapması en doğru hareket tarzı olacaktır. Çünkü bir insan cenneti dünyada kazanır. Fiilleriyle kazanır, amelleriyle kazanır. Bir kişinin filleri, onun gündelik işleri demektir. Günlük hayatında insanları kandırmıyor, üç kuruşluk menfaat için yalan söylemiyor, dolandırıcılık yapmıyorsa, birilerinin arkasından konuşmuyor, işlerinde düsrüstlüğü esas alıyorsa, eşine çocuklarına zulm etmiyorsa, komşularıyla iyi geçiniyorsa o kişinin fiilleri dine uygundur, cenneti kazanmasını yardımcı olur. Ama tek başına bu yetmez. Çünkü aynı kişinin amelinin de olması lazımdır. Amel demek, İslâm dininin bir müslümandan yapmasını istediği ibadetleridir. Eğer ibadetlerine riayet ediyor, onlara riya katmıyor, insanlar görsün diye amel etmiyorsa, bu ameller onun cenneti kazanmasına yardımcı olur.

Ama, bu da yetmez. Çünkü insanın ibadetleri Allah'ın ona verdiği bütün nimetleri karşılamakta okayanus karşısında damla gibidir. Bir kimse bütün ömrünü ibadetle geçirse bile, Allah'ın ona vermiş olduğu görme, işitme, dokunma, hissetme, tatma vb. gibi bedeni nimetlerinin karşılığını bile ödemiş olamaz. Fakat burada insan amelini yapacak, karşılığını da sırf Allah’tan bekleyecek, işte o zaman Allah’ın rızasına nail olacak ki cennete girmeyi hak etsin.

21 Mayıs 2007 Pazartesi

Yrd. Doç. Dr. Ali DUMAN

İ.Ü İLAHİYAT FAKÜLTESİ 
ÖĞRETİM ÜYESİ

 
  İÇİNDEKİLER
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  YAZARLAR
 
YAZARLAR
Ali DUMAN
Yrd.Doç.Dr
Loadtr.Com

Ali ESGİN
Yrd.Doç.Dr

Derya EĞİLMEZ
Yazar

Cengiz DUMAN
Araştırmacı-Yazar
Loadtr.Com

Mehmet BAŞAR
Gazeteci-Yazar
Loadtr.Com

SÜRELİ YAYINLAR

EKLENENLER

İsrailoğulları kavramının oluşumu üzerine

 

İMAM EBU YUSUF, HAYATI, FIKIHÇILIĞI VE ESERLERİ

 

 

KUR'AN'DA ZİKREDİLEN MEYVELER

 

İSLAM TARİHİNDE SEÇİM USULÜ

 

evli çiftlerde cinsellik

 

NÜKLEER SANTRALLER VE ÇEVRE GÜVENLİĞİ

 

“AYNA” PROGRAMI İLE DÜNYA’YI DOLAŞMAK

 

Elmalılı'nın meali veya sahipsizliğin meali

 

KUR'AN'I KERİM'E GÖRE İNSAN DAVRANIŞLARI

 

  Reklam
  İSLAM İLMİHALİ
İSLAM İLMİHALİ KONULARI
Loadtr.Com
İSLAM İLMİHALİ
İLMİHAL NEDİR ?
GUSÜL VE GUSLÜ GEREKTİREN HALLER
GUSLÜN FARZLARI
GUSLÜN SÜNNETLERİ
GUSÜL ETMESİ FARZ OLANLARA HARAM VEYA MEKRUH OLAN ŞEYLER
Teyemmüm nedir ?
TEYEMMÜMÜ MUBAH KILAN VE KILMAYAN BAZI HALLER
İMAMLIK VE CEMAAT
Kasten kılınmamış namazların kazası olmaz
BAYRAM NAMAZI NASIL KILINIR
CENAZE NAMAZI NASIL KILINIR
MEKRÛH VAKİTLER
NAFİLE NAMAZLAR
Kadın'a Namaz kılmak İçin Getirilen Kolaylıklar
SEHİV (Yanılma) SECDELERİ İLE İLGİLİ MESELELER
TİLÂVET SECDESİ İLE İLGİLİ MESELELER
KİMLERE ZEKÂT VERİLİR, KİMLERE VERİLMEZ?
KİMLERE ZEKÂT VERİLİR, KİMLERE VERİLMEZ?
ZEKÂTA BAĞLI OLMAYAN MALLAR
ALTIN İLE GÜMÜŞÜN ZEKÂTI
HACCIN FARZ OLMASININ ŞARTLARI
HACCIN RÜKÜNLERİ
HAC VE UMRE İLE İLGİLİ YASAKLAR
Prof.Dr. Köse: Sigara hamilelere haram
Faiz gelirleriyle işlenen hayırın sevabı var mıdır?
İSLÂM'DA MUAŞERET (GÜZEL GEÇİNME) ÂDÂBI
OJE KULLANMANIN HÜKMÜ
DİNİMİZDE KURBAN İBADETİ
Çocuğa İsim Vermek
İMAMLIK VE CEMAAT
İSLAM DİNİNDE ARINMA İBADETİ OLARAK GUSÜL VE ABDEST
Fıtr Sadakası nedir, kimlere, nasıl ve ne zaman verilir?
Namaz'da cebi tek hamlede kapatın
Kurbanlık Hayvan Alımlarında Dikkat Edilecek Hususlar Nelerdir?
KURBAN KESİMİ NASIL YAPILMALIDIR?
KURBAN YÜZME VE PARÇALAMA İŞLEMLERİNDE NELER YAPILMALIDIR?
SAFA VE MERVE ARASINDA SA’Y ETMEK
RESİMLİ TEYEMMÜM TARİFİ
Çocuğa İsim Vermek
İSLAMİYET'E GÖRE ÂŞURA GÜNÜ VE AŞÛRA ORUCU
Âşûrâ günü ile ilgili bidatler
ÂŞÛRÂ GÜNÜ VE ÂŞÛRÂ ORUCUNUN MAHİYETİ
TEVRAT’A GÖRE AŞURA GÜNÜNÜN ÖNEMİ VE ÂŞURA ORUCU
  FIKIH İMAMLARI
FIKIH İMAMLARI
Ebu Hanife (İmam Azam)hayatı, eserleri ve fıkıhçılığı
İmam Şafi hayatı ve fıkıhçılığı
İmam Malik, Hayatı ve Fıkıhçılığı
İmam Ahmed b. Hanbel, Hayatı ve Fıkıhçılığı
İmam Cafer, Hayatı, Fıkıhçılığı
İmam Davud bin Ali Ez-Zahiri, Hayatı, Fıkıhçılığı
İmam Ebu Yusuf, Hayatı, Fıkıhçılığı
  KUR'AN KISSALARI
KUR’AN'I KERİM KISSALARI
RESULLER’İN TEBLİĞ MÜCADELESİNDE KAVİMLERİNİN DİRENİŞ PSİKOLOJİSİ
HZ.LUT VE HELAK OLAN KAVMİ
BURUÇ SURESİ IŞIĞINDA ASHAB-I UHDUD KISSASI
KUR’AN VE TEVRAT’A GÖRE; HZ. LUT KISSASI
HZ.SÜLEYMAN VE HÜKÜMDARLIĞI
HZ. YUNUS VE KAVMİNDEN KAÇIŞ
İSMAİL PEYGAMBER KISSASI IŞIĞINDA ÖĞÜT VE İBRETLER
HZ. HACER VE HİCRETLERİ
KURBAN HZ. İSMAİL Mİ HZ. İSHAK MI?
HZ. MUSA'NIN ALLAH İLE MÜKÂLEMESİ(KONUŞMASI)
ALİM KUL VE HZ. MUSA
HZ.HARUN VE YARDIMCI RESULLÜK
NANKÖR BİR TOPLUM ÖRNEĞİ:MEDYEN HALKI
HZ. YUSUF; ONBİR YILDIZ, AY VE GÜNEŞ
HZ.YAHYA VE ŞEHADETİ
AD KAVMİ VE HZ. HUD
YE'CÛC VE ME'CÛC
HZ. NUH VE TUFAN
SÂMİRÎ VE ALTIN BUZAĞISI NEZDİNDE ÖĞÜT VE İBRETLER KISSASI
KUR'AN'DA BAHÇE SAHİPLERİ KISSALARI
ZÜLKARNEYN KISSASI
PEYGAMBERLERDE HİCRET
SALİH PEYGAMBER VE SEMUD KAVMİ
İSMAİL PEYGAMBER KISSASI IŞIĞINDA ÖĞÜT VE İBRETLER
KISSALARDA MÜŞRİKLERİN VAHYE VE RESULE KARŞI ALDIKLARI TAVIRLAR
KUR’AN VE TEVRAT’A GÖRE HZ.İBRAHİM, HZ.İSMAİL VE HZ.HACER’İN MEKKE’YE HİCRETİ
HZ. İBRAHİM VE HZ. İSMAİL’İN KÂBE’Yİ İNŞÂ ETMESİ

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=